İş dünyasında başarı artık sadece rakamlarla değil, kurum kültürünün kapsayıcılığıyla ölçülüyor.
Yetenek kıtlığıyla başa çıkmak, inovasyon ihtiyacını karşılamak ve belirsizlikle mücadele etmek için kapsayıcı bir kültür şart. Çeşitlilik bir tercih değil, stratejik bir zorunluluktur.
Her bireyin başarılı olma fırsatını hak ettiğini biliyoruz. Bu yüzden odağımıza insanı alıyoruz.
Bireylerin bilinçsiz önyargılarını fark etmelerini ve neler yapabileceklerini keşfetmelerini sağlıyoruz. Yeteneklerin özgürce parladığı bir ortam inşa ediyoruz.
Değişimi sadece konuşmuyor, onu sistematik hale getiriyoruz. Farklı sektörlerden temsilcilerle çalışıyoruz.
Veri analizi, içgörü oluşturma ve global iş birlikleriyle ortak akıl yaratıyoruz. Kurumunuzla dahil olarak bu çözümlerden ve kolektif deneyimden faydalanabilirsiniz.
Biz, INAN Derneği olarak kurumlara yönelik kapsayıcılık eğitimleri ve özel atölyeler düzenliyor; yerel ve global etkinliklerle kapsayıcı kültürün yaygınlaşmasını destekliyoruz.
“Sesi Açıyoruz” ve “Bahar Taşkın Öztürk ile Değişime İnananlar” gibi içerik ve yayınlarla kapsayıcılığı iş dünyasında ve ana akım medyada birlikte konuşuyoruz. Harvard Business Review Türkiye ve Bloomberg HT iş birlikleriyle farklı paydaşları aynı zeminde buluşturuyoruz.
Çalışmalarımız ve iş birliği olanakları hakkında bilgi almak için bizimle iletişime geçebilirsiniz.
Bize UlaşınHer şey yaşananların duyulmasıyla başlar. Farkındalık ve değişim de arkasından gelir.
“Bazen minnet duygusu ile bu desteği almasaydım yapamazdım duygusu birbirine karışıyor. Ben de bunu yaşadım. Güçlü kadınlar yardım istemez kendileri başarır düşüncesi, belki de yöneticimin erkek ve benim kadın olmamdan ötürü gelen yardımı haksız bir imtiyaz olarak gösterdi bana. Çok sonraları anladım aslında herkesin kariyer basamaklarında yükselmesi için aslında onu destekleyen bir yönetici, sponsora ihtiyacı var. Bu bir ayrıcalık değil, bu potansiyeli olan bir çalışanı ileri taşımanın yoluymuş.”
Doğu kültürünün hücrelerimize kadar sinmesi nedeniyle belki , ne kadar kültürlü bir ailede yetişmiş olursanız olun erkek çocuk doğduğunda daha mutlu olma, erkek çocuğun eğitimine, işine daha fazla yatırım yapma ama o aile geçindirecek , kızına kocası baksın anlayışı hücrelerimize kadar sinmiş. Erkek çocuğa kız arkadaşlarının yanında rezil olmasın diye daha fazla harçlık vermekten tutun da miras da daha değerli yerleri erkek çocuğa bırakmak hatta kimi zaman damat faydalanmasın diye hiç bir şey bırakmayıp hepsini erkek çocuklar arasında bölüştürmek. Daha gidecek çok yolumuz var ama benim bireysel katkım en azından oğlumu böyle yetiştirmemek olacak. En büyük rol yine annelere düşüyor, babaların desteği ise paha biçilemez.
Ben kariyerime kısmen zorunlu, kısmen de kendi isteğimle ara verdim. Beni geliştirmeyeceğine inandığım ve isteklerinin de bu olduğunu anladığım bir noktada o işe daha fazla devam etmek istemedim. Sonrasında anne olmak istedim ve her şey yolunda giderken çalışmak…Bu süreçte uygun pozisyonlarla karşılaştıkça mülakat yapmaya devam ettim. Çünkü ben sadece hamileydim. Hasta değil, yetersiz değil, çalışmama engel olacak bir durum içinde değil, sadece hamile. Peki ne oldu? O çok çok büyük şirketlerin “biz şöyle kurumsalız, böyle kurumsalız” diyen insan kaynakları ya da yöneticileri bunu duyunca bir “hımmm” oldu.
İş dünyasında çeşitlilik, eşitlik ve kapsayıcılık üzerine ilham verici yazılar için blogumuzu inceleyin.